Futbolun Tarihinde Kurallar-Uygulamalar

Futbolun tarihi konumuz, ama kaleciler öncelikli ! Bu sebeple blogun adı “Kalede Bekleyenler”. Ayrıca futbolda topun kalenin içinde sokulması en önemli amaç, bunu engellemeye çalışan ve ellerini kullanabilen ayrıcalıklı kişiler kaleciler.

Peki hep sadece  kaleciler mi ellerini kullanabiliyordu? Futbol nereden nereye geldi? Sahalar, kaleler, kurallar… Kaleciler ne zaman eldiven taktı? Peki ya hakemler?

Futbol Kurallarının Gelişimi

On dokuzuncu yüzyılda “futbol” kelimesi, oyuncuların bir topu rakibin kalesine doğru hareket ettirmeye çalıştıkları çok çeşitli oyunları ifade edebiliyordu. “Futbol”un ilk yayınlanan kuralları, ellerin kullanıma izin veren Rugby Okulu’nunkilerdi (1845), onu elle oynamayı çok daha kısıtlayan Eton kuralları (1847) izledi. Öte yandan 1830’lar ve 1850’ler arasında, Cambridge Üniversitesi’nde kullanılmak üzere bir dizi kural oluşturuldu – ancak bunlar genellikle o sırada yayınlanmadı ve daha sonra çoğu kayboldu. Bir okul veya üniversite yerine bir futbol kulübü tarafından yayınlanan ilk ayrıntılı kurallar, Football Association (Futbol Federasyonu) kurallarına kadar 20 yıl boyunca kullanılan Sheffield FC kurallarıydı ve 1858’de yazılmış, 1859’da yayınlanmıştı. Football Association 1863’ün sonlarında toplandığında, topun ne kadar ele alınabileceği, ofsayt muamelesi, rakiplerle izin verilen fiziksel temas miktarı, bir golün atılabileceği yükseklik gibi sorularda büyük farklılıklar gösteren birçok farklı kurallar dizisi yayınlanmıştı.

FA yasalarının son hali resmi olarak kabul edildi ve Aralık 1863’te yayınlandı. Modern oyundan bazı önemli farklılıklar aşağıda listelenmiştir:

  • Goller herhangi bir yükseklikte atılabilirdi (bugün Avustralya futbolunda olduğu gibi).
  • Oyuncuların topu tutmasına izin verilmiştir (topla koşmamaları veya fırlatmamaları koşuluyla). Bir yakalama, bir serbest vuruşla ödüllendirilirdi (günümüzde ragbi, Avustralya futbolu ve Amerikan futbolunda çeşitli şekillerde devam eden bir özellik).
  • Vuruşu yapan oyuncudan daha ileride herhangi bir oyuncu varsa ofsayt pozisyonunda olduğu katı bir ofsayt kuralı vardı (rugby’de bugünün ofsayt kuralına benzer).
  • Topu oyuna sokma, top oyun dışı olduktan sonra topa dokunan ilk oyuncuya (iki takımdan birinde) verildi. Top, taç çizgisine dik açılarla atılmak zorundaydı (bugün ragbide olduğu gibi).
  • Köşe vuruşu yoktu. Top kale çizgisini geçtiğinde ragbiye benzer bir durum vardı: Eğer hücum eden bir oyuncu, top oyun dışı olduktan sonra ilk olarak topa dokunursa, o zaman hücum yapan takım serbest vuruş yapma fırsatı buluyordu. Bir savunma oyuncusu önce topa dokunursa, savunma takımı topu kale çizgisinin üzerinden veya arkasından kullanıyordu (kale vuruşuna eşdeğer).
  • Her golden sonra kale değişimi yapılacaktı.

1863 association rules ile ilgili görsel sonucu

Kurallar, kaleci, kural ihlalleri için cezalar, süre, devre arası, oyuncu sayısı veya oyun alanının sınırını işaretlemek için bayraklar dışında saha işaretlemeleri için herhangi bir hüküm getirmedi.

Sonraki yıllardaki gelişmelere bakarsak:

1866 – Katı ragbi tarzı ofsayt kuralı gevşetildi. İlk Futbol Oyun Kurallarına göre; topun ilerisinde olmak ofsayt sayılıyordu. Bu kural; 3 rakip oyuncunun kale ve top arasında bulunması durumunda ofsayt cezası verilmez olarak 1866 yılında değiştirilmişti.

Kalelere bir bant (modern enine çubuğa karşılık gelen) eklendi ki daha önce goller bugün Avustralya futbolunda olduğu gibi herhangi bir yükseklikte atılabilirdi.

1867 – Topun kale çizgisinin gerisine gittiği durum basitleştirildi ve ragbi benzeri tüm unsurlar kaldırıldı. Hangi takımın topa dokunduğuna bakılmaksızın, savunma takımı bir kale vuruşu ile oyuna başlayacaktı.

Kalelerin yüksekliği de 5 metreden 1.80 metreye indirilmiştir. Günümüz futbolunda kalelerin yüksekliği 2.44 metredir. Kale atışı kuralı 1869 yılında konulmuştu.

1866’dan 1883’e kadar, kale direkleri arasına bir bant konulması uygulamasına devam edildi.

1870 – Topa her türlü elle müdahale yasaklandı (önceden, oyuncuların topu tutmasına izin veriliyordu). Hava toplarının elle tutulması kuralı 1870’de kaldırılmıştır. İlk yarıda gol atılmadıysa, takımlar kaleleri değiştirecekti.

1871 – Kalecilerden ilk kez 1871 yılında bahsedilerek, topu elle tutma hakkı yalnızca onlara verilmişti. “Kalesini korumak için” topu elle kontrol etmesine izin verilen kalecinin özel pozisyonu tanımlanmıştı.

1872 – Elle oynama için endirekt serbest vuruş ilk kez devreye girdi. Topun ölçüleri 1872 yılında değiştirilmiş ve korner kuralı getirilmiştir. İkinci yarıda atılan gollerden sonra takımlar sahayı değiştirmiyordu.

1873 – Topun oyuna sokulması, topa temas eden takıma karşı diğer takıma verilmeye başlandı. Daha önce, top oyun dışına çıktıktan sonra her iki takımdan da topa dokunan ilk oyuncuya verilirdi. Kaleci topu ele taşıması yasaklandı.

1874 – Daha önce sadece elle oynamayı cezalandırmak için kullanılan endirekt serbest vuruş faulü ve ofsaytı kapsayacak şekilde genişletildi. Bir maç görevlisine (“hakem”) kuralları uygulatma görevi verildi ki daha önce, takım kaptanlarının bunu yapması bekleniyordu.

1875 – Doğrudan köşe vuruşundan veya başlama vuruşundan gol atılamazdı. Kalede bir bant yanı sıra bir üst çubuk olabilecekti. Devreler itibariyle kalelerin değiştirilmesi kuralı 1875 yılında konulmuştu.

1877 – Top herhangi bir yönde oyuna sokulabilecekti. Daha önce, bugün ragbi kurallarında olduğu gibi taç çizgisine dik açılarla atılması gerekiyordu. Bu değişikliğin bir sonucu olarak, Sheffield Football Association, kendine özgü “Sheffield Kuralları” ndan vazgeçmeyi ve FA kurallarını uygulamayı kabul etti.

1878 – Bir oyuncu taç atışından ofsayt olabilecekti.

1881 – Hakemler ilk kez 1878 yılında düdük kullanmaya başladılar. Oyun kurallarında 1881 yılında hakemden bahsedilmiştir. Uyarı (kaba davranış için) ve ihraç (şiddet içeren davranış için) kurallarda ilk kez yer almıştı.

1883 – Aralık 1882’de İngiliz, İskoç, İrlandalı ve Galli futbol federasyonları arasında düzenlenen The International Football Conference (Uluslararası Futbol Konferansı) düzenlendi ve ertesi yıl FA yasalarında yapılan birkaç değişiklikle birlikte bu kuralların bu ülkeler arasında birliği sağlanmış oldu. Topun oyuna sokulması, oyuncuların iki ellerini kullanarak topu başın üzerinden atması gerektiği ile nihayet modern şekline ulaştı. Artık bir oyuncu köşe vuruşundan ofsayt olmayacaktı. Kaleci topu elinde tutarken iki adım atabilirdi. Kalede bir üst çubuk bulunma zorunluluğu getirilirken bant kullanma seçeneği kaldırılmıştı. Başlama vuruşu ileri doğru atılmalıydı. Taç çizgisi çizilmeye başlandı ki daha önce oyun alanının sınırı bayraklarla işaretlenmişti.

1887 – Kaleci, rakip yarı sahada topu elle tutamayacaktı.

1889 – Bir oyuncu, tekrarlanan ve uyarı gereken davranışlar nedeniyle ihraç edilebilecekti.

1891 – Elle oynama veya faul için kale çizgisinin 12 yard yakınında penaltı vuruşu uygulandı. Kale alanı, ceza sahası, orta saha ve orta nokta için saha işaretlemeleri yapıldı. Kale ağları konulamaya başlandı.

1897 – Yasalar ilk defa her takımdaki oyuncu sayısını (11) ve her maçın süresini (aksi kararlaştırılmadıkça 90 dakika) belirledi. Yarı saha çizgileri çizilmeye başlandı. Sahanın maksimum uzunluğu 200 yarddan 130 yarda düşürüldü.

1901 – Kaleciler herhangi bir amaçla topu tutabileceklerdi ki daha önce kalecinin topu yalnızca “kalesini savunmak için” tutmasına izin veriliyordu.

1902 – Kale alanı ve ceza alanı, kale direklerinden sırasıyla altı yard ve on sekiz yard uzakta çizilerek modern boyutlarına kavuştu. Penaltı noktası kurallar arasına girdi.

1903 – Elle oynama veya faullü oyun için verilen bir serbest vuruştan doğrudan gol atılabilir, daha önce penaltı vuruşları dışındaki bütün ceza vuruşları endirektti. Hakem, hücum eden takıma avantaj sağlamak için bir serbest vuruş veya ceza vermekten kaçınabilirdi. Bir oyuncu, “Hakeme kötü veya şiddet içeren bir dil kullandığı” gerekçesiyle ihraç edilebilecekti.

1907 – Oyuncular kendi yarı sahalarındayken ofsayt olmayacaktı.

1912 – Kaleci, topu yalnızca ceza alanı içinde elle tutabilecekti.

1920 – Bir oyuncu taç atışından ofsayt olmayacaktı.

1924 – Bir köşe vuruşundan doğrudan gol atılabilecekti.

1925 – Ofsayt kuralı daha da gevşetildi: Hücum oyuncusu ile rakibin kale çizgisi arasında iki rakip olduğu sürece oyuncu ofsaytta olmayacaktı ki daha önceden üç rakip gerekiyordu.

1931 – Kaleci topu taşırken iki yerine dört adım atabilirdi.

1937 – Oyuncuların penaltı vuruşunu yaptıktan sonra 10 yard içinde ilerlememesini sağlamak için saha işaretlerine “D” eklendi.

1938 – Kurallar, Stanley Rous önderliğindeki bir komite tarafından tamamen yeniden düzenlendi. Bu yeni düzenleme ile bugün hala var olan on yedi yasa ortaya çıktı ki daha önce on dört yasa mevcuttu.

1938 football rules stanley rous ile ilgili görsel sonucu

Kuralları oluşturan ve zaman içinde içeriğinde mutlaka değişiklikler olan 17 ana madde aşağıdaki yer alıyor:

  1. Futbol sahası: Futbol sahası, doğal veya yapay çimle kaplı, futbol maçlarının oynandığı dikdörtgen şeklindeki alan.
  2. Top: Futbol topu, futbol maçlarında kullanılmak üzere üretilen ve bir standardı olan top. Bugünkü kurallara göre küre şeklindeki topun çevresi 68 ile 70 cm (27 ile 28 inç), ağırlığı 410 ile 450 gr (14 ile 16 oz), iç basıncı ise deniz seviyesinde 0,6 ile 1,1 atm (59 ile 108 kPa, 8,6 ile 15,7 psi) arasında olmalı.
  3. Oyuncuların sayısı: Her takım, birisi kaleci olmak üzere on bir oyuncuyla sahada yer alırken kurallara göre herhangi bir takımda en az yedi futbolcu bulunsa dahi oyun başlatılabilir. Diğer oyunculara göre istisnai olarak kaleciler, kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dahilinde (ceza alanı) topa el ve kolla müdahale etme hakkına sahip.
  4. Oyuncuların giysi ve gereçleri: Forma, futbol müsabakalarında futbolcuların giydiği giysi veya ekipman.
  5. Hakem: Futbol maçlarının kurallarının uygulanmasından sorumlu olan ve saha içinde yönetim yetkisine sahip olan kişi.
  6. Yardımcı hakemler: Orta hakeme maçı kontrol etmede yardımcı olur. Yardımcı hakem tarafından verilen kararlar orta hakem için yalnızca tavsiye niteliği taşımaktadır. Bunun yanında yardımcı hakem, orta hakemin açığa kavuşturmak zorunda kaldığı konularda fikir beyan edebilir.
  7. Maçın süresi: Resmî futbol maçları, kırk beşer dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşur. Her iki devrede de maçın süresi, top oyun dışında olsa dahi devam eder.
  8. Oyunun başlaması ve tekrar başlaması: Başlama vuruşu, taç atışı, kale vuruşu, köşe vuruşu, direkt ve endirekt serbest vuruş, penaltı vuruşu, hakem atışı
  9. Topun oyunda ve oyun dışı olması: Topun oyunda ve oyun dışı olması, futbolda, topun hangi durumlarda oyunda hangi durumlarda oyun dışında olduğunu belirli olup karşılaşmada her iki devresinin başlangıcı ile bitişi arasındaki tüm zamanlarda topun oyunda olması beklenir.
  10. Gol yapma yöntemi: Gol, topun kale çizgisini geçmesi ile kazanılan sayı.
  11. Ofsayt: Oyuncu karşı takımın kale çizgisine toptan ve sondan ikinci rakip oyuncudan daha yakın olduğu durumda ofsaytta olup kendi yarı sahasındaysa, sondan ikinci rakip oyuncuyla aynı hizadaysa, kale ile arasında oyuncu olmamasına rağmen topun arkasındaysa, ofsayt pozisyonunda olmasına rağmen, top rakip oyuncuların herhangi birinin müdahalesi sonucu kendisine gelirse ofsayt değildir (Bunlar kabaca kurallar olmakla birlikte ofsayt kuralları en çok revize edilene kurallar arasındadır).
  12. Fauller ve fena hareketler: Faul, futbol maçlarında oyuncular tarafından yapılan ve hakem tarafından kurallara aykırı olarak tanımlanan hareketler.
  13. Serbest vuruşlar (direkt ve endirekt): Direkt serbest vuruş, futbolda savunma durumundaki takımın topa ceza sahası dışında elle dokunması veya bir oyuncuya faul yapması sonucunda kullanılan faul atışı. Endirekt serbest vuruş veya çift vuruş, futbol maçlarında bir takımın oyuncusuna faul yapıldığı zaman o oyuncunun takım arkadaşıyla birlikte topun arkasında durup takım arkadaşı topa dokunduktan sonra yayın yakınında ise şut (zorunlu değil, isterse pas verip orta açabilir) dışında ise genellikle pas veya orta açabilir.
  14. Penaltı vuruşu: Penaltı vuruşunda (penaltı olarak kısaltılır), bir oyuncunun yalnızca rakip takımın kalecisi tarafından savunulan kaleye tek bir atış yapmasına izin verilir. Şut, kale çizgisine 11 m (12 yard) uzaklıkta olan ve taç çizgileri arasında ortalanmış olan penaltı noktasından yapılır.
  15. Taç atışı: Futbolda topun, sahanın yan çizgilerinden dışarı çıkmasının ardından oyunun tekrar başlaması yöntemi. Top iki elle tutulup, baş arkası ve üstünden, ayakların yerden kesilmemesi koşuluyla atış yapılır.
  16. Kale vuruşu: Kale vuruşu futbolda oyunu başlatmanın bir metodudur. Kale vuruşu ya da başka bir deyişle aut atışıyla top karşı takımın kalesine girerse gol geçerli sayılır, ancak top kale vuruşunu kullanan takımın kendi kalesine girerse gol sayılmaz, rakip takım köşe vuruşuyla oyunu tekrar başlatır.
  17. Köşe vuruşu: Köşe vuruşu veya korner vuruşu, futbolda topu oyuna sokma yöntemlerinden birisidir. Topun tamamı, en son, savunma yapan takımın herhangi bir oyuncusuna dokunduktan sonra kale çizgisi dışına çıkmışsa karşı takım köşe vuruşu kazanmış olur. Rakip takım oyuncuları, vuruş esnasında toptan en az 9,15 m (10 yard) uzaklıkta bulunmak zorundadır.

Kaynak: IFAB, 2016/17

Kale Direkleri ve Ağları

Oyunun 1863 yasalarına göre açıkça kalede bir üst çubuk, bant veya ip söz konusu değildi. Bununla birlikte, tartışmayı azaltmak için, 1866’dan itibaren bir bant kullanılması gerekmişti ve bunun ilk final uygulaması 1872’deki ilk FA Kupası finali için geçerli olmuştu. Kalıcı çubuklarla denemeler takip eden  birkaç yıl içinde başladı, Sheffield FC ve Queen’s Park İngiltere’de bunları kullanan ve sonunda 1882’de ipler yerine çubuklar zorunlu hale geldi.

Kaynak: A History of the Football Goalpost

Üst direkte olduğu gibi, 1863 kuralları uyarınca kale ağlarına da gerek olduğu düşünülmemişti. Ancak, vuruşların hangi tarafına gittiğini belirlemeye yardımcı olacak faydalı bir önlem olarak, hızla kale ağlarına geçiş görülmeye başladı. Kalıcı üst direğin sonrasındaki on yılıiçinde, kale ağları da düzenli olarak kullanılmaya başlandı. West Bromwich Albion ve Aston Villa arasındaki 1892 FA Cup finali, hem üst çubuk hem de ağ kullanan ilk final karşılaşması oldu.

Kaynak: A History of the Football Goalpost

Direklerin inşasında da kare veya yuvarlak kesitli ve genellikle köknardan yapılan ahşap direkler, 1860’lardan 1970’lere kadar yaygındı. 1980’lerde, ahşap direkler, profesyonel kulüplerin çoğu tarafından daha güçlü, daha dayanıklı alüminyum/ çelikle değiştirildi. Kısa süre sonra, eliptik direkler giderek yaygınlaştıkça alüminyum popülerlik kazandı. Ancak eliptik direk, 1920 yılında Standard Goals şirketi tarafından Nottingham’da geliştirildi ve Nottingham Forest’ın bunları kullanan ilk ekip olduğu düşünülüyor. Direklerin monte edildiğinde daha sağlam, daha dayanıklıydılar, bakımı daha kolay ve daha hafiftiler.

Eldivenin Tarihi

Kaleci eldivenlerinin tarihi oldukça tartışmalı bir tarihe sahip ve gelişimleriyle ilgili olarak kabul edilmiş bir zaman çizelgesi veya evrim kaydı yoktur. Bu gelişigüzel durum birkaç kalecinin kaleci eldivenlerinin öncüsü ilan edilmesine yol açmıştır. Bu, tabii ki bu tür iddiaların yanlış olduğu anlamına gelmemektedir.

Genellikle eldiven takan ilk kaleci olduğu söylenen Arjantinli Amadeo Raul Carrizo buna bir örnektir. 2010’da Daily Telegraph, okuyucularına Carrizo’nun 1940’larda River Plate ile geçirdiği süre boyunca bir çift eldiven takan ilk kişi olduğunu yazdı. Bu muhtemelen, 1890’ların ortalarında bir çift eldiven takan, Lancashire Ligi takımı Chorley’nin evi olan Dole Lane’de kale direğine dayanırken resmedilen İskoçyalı kaleci Archie Pinnell için oldukça sürpriz olurdu.

Archie Pinnell – Kaynak: Goalkeepers are different

2014 yılında New York Times’ın yazdığına göre ise  1885 yılında William Sykes adlı bir İngiliz futbol üreticisine futbol oynarken kullanılmak üzere bir çift deri eldiven için sipariş verilmiştir. Sykes’in tasarımı, kalecinin ellerini korumaya ve desteklemeye yardımcı olmak için bir Hindistan kauçuğu katmanı içeriyordu, ancak zaman içinde orijinal fikrini takip etmemeye karar verdi ve seri üretime geçmek yerine tasarımını rafa kaldırdı. Ancak bu, kalecilerin diğer eldiven türlerini denemelerini engellemedi.

Carrizo’nun Güney Amerika’da ortaya çıkmasından kırk yıl önce, Arjantinli meslektaşından tartışmasız bir öncü olan Gallerli uluslararası Leigh Richmond Roose, hava kötü olduğunda genellikle bir çift eldivenle sahaya çıkardı. Roose, kötü koşullarda eldiven giymenin faydalarını fark etti. Roose’un eldivenlerle ilişkisi öyle ki, 1909’dan kalma bir sigara paketi kaleciyi, Sunderland Futbol Kulübü’nde yün eldivenlerle tamamlanmış olarak tasvir ediyordu.

Leigh Richmond Roose  – Kaynak: Wikipedia

Bazıları ellerinin avuçlarını bandajlarla sarıp parmakları serbest bırakarak devam etti. Liverpoollu Elisha Scott, kalın yün ve eldivenlerden yapılmış bir çift giymeyi tercih etti. Preston North End’den James Mitchell ve Aston Villa’dan Tommy Jackson tarafından giyilen 1922 ve 1924 FA Cup Finalinde eldiven giyerlerken her ikisi de tesadüfen kaybeden taraftaydılar. İtalya’dan Carlo Ceresoli, hem kulüp hem de milli takım için oynarken eldiven giymekteydi. Bir başka İtalyan Giampiero Combi de 1934’te İngiltere’ye karşı bir çift deri eldiven seçmişti.

Giampiero Combi – Kaynak:Nazionale Italiana

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından, örme yünlü eldivenler, hava nasıl olursa olsun, Britanya’daki birçok kaleci için bir tercihti. Örneğin Arsenal’den George Swindin, hem 1950 hem de 1952 Kupası finallerinde bir çift yün eldiven giymeyi seçti, Gunners sırasıyla Liverpool’u yenerek Newcastle United’a yenildi.  Kalecilerin belli bir dönem yani 1970’lerden önce yalnızca hava soğuk veya ıslak olduğunda eldiven giyiyordu. Bununla birlikte, deri ve yün çeşitlerine alternatif aranmaya devam edildikçe, ülkenin dört bir yanındaki bahçelerde daha sık görülen pamuk eldivenler birçok sahada görünmeye başladı. Bazıları, ise eldivenlerden tamamen vazgeçmeyi ve başka yollar bulmaya çalışmayı tercih etti, başka bir Arsenal kalecisi olan Galli Jack Kelsey, bir maçtan önce avuçlarına sakız parçalarını sürerek yakalamayı tercih etmişti. Yine de bu yeni çeşitler bile kötü havalarda, özellikle ıslak veya karlı koşullarda hala aynı sorunları yaşıyordu. Hem yünlü hem de pamuklu eldivenler suyu emmekte ve parmaklarda uyuşmaya neden olmaktaydı. Deri eldivenler de belirli bir esneklik kaybetmekte ve topun yakalanmasını zorlaştırmaktaydı.

Bununla birlikte, bu sınırlamalara rağmen, Gordon Banks gibi kaleciler, özellikle top kaygan ise, eldivenlerin herhangi bir kalecinin çantasının önemli bir parçası olduğuna inanıyordu. 1967’de Charlie Buchan’ın Soccer Gift Book kitabı için konuşan Banks, genç kalecilere her zaman bir çift taşımalarını tavsiye etti; İngiltere’nin Dünya Kupası’nı kazanan kaleci, “Islak bir günde daha fazla yumruk atmayı hedefliyorum ve eldivenler olmadan bu tehlikeli.” diyordu.

Banks, İngiltere’nin 1966’da Wembley’de Jules Rimet ödülünü almak için Batı Almanya’yı yendiğinde eldiven taktığı ve Brezilya’daki 1970 turnuvasında kaleciler için özel olarak yapılan ilk çiftlerden birini giymeye devam etti. Pele’ye karşı o meşhur kurtarışını yaptığında bir eldiven giydi. Halen pamuktan yapılmasına rağmen, bu yeni eldivenler daha çok parmaklara, eklemlere ve bazı durumlarda avuç içlerine konulan kauçuk yamalar içeriyordu. Bir kalecinin topu daha iyi tutmasına ve yumruklamasına yardımcı olmak için tasarlanan bu ekipman, 1970’lerin başlarında spor mağazalarında yer almaya başlamıştı.

George Best ile Gordon Banks – Kaynak: Daily Mail

Sondiko başta olmak üzere eldiven çalışması yapan spor markası üreticileri çalışmalarına devam ederlen ilk kişiselleştirilmiş eldiven, milli takımda Banks’in yedeği Peter Bonetti’ye aitti;  yeşil ve sarı renk eldivenlerinin her birinin arkasında büyük bir “B” harfi vardı. Eldivenlerde ayrıca sünger, kauçuk gibi tüm hava koşullarına ve koşullara uyum sağlamaya çalışan çeşitli malzemelerde görünmeye başlandı.

Peter Bonetti – Kaynak : Goalies are different

Kıtada, spor üreticileri 1960’ların ortalarında kaleciler için Alp disiplini kayak ürün yelpazesine dayandırarak eldivenler geliştirmeye başlamışlardı. Uhlsport bu çabalara öncülük ederken 1973’te Gebhard Reusch, tarihteki ilk gerçek kaleci eldiveni olduğunu iddia ettiği şeyi geliştirmek için Batı Almanya milli takımı ve Bayern Münih kalecisi Sepp Maier ile birlikte çalıştı.

 

Bu blogda esas olarak borsada değil, arsada oynanan futbol ruhunu benimsiyoruz. Ve futbolun tarihine bakarken  bir yandan da dönüşümüne de değinmeyi amaçlıyoruz.

 

Blog içinde RSSSF, Wikipedia, Planet World Cup, FIFA, UEFA, English Football League Tables, Millennium – English Football League Table Standings Index, FootballDerbies, Worldfootball, Turkish Soccer, Levantine Testimony,  IFFHS,  Transfermarkt,  Whoscored, FBREF gibi internet siteleri kaynak olarak kullanılmıştır.