İçeriğe geç

Osmanlı Dönemi

Last updated on 1 Ekim 2021

1.Futbolun Başlangıcı

Mehmet Yüce’nin Osmanlı Melekleri isimli eserine göre futbolun her zaman öğretildiği gibi 1890’larda İzmir’de Bornova’da başlamadığı en az 1880’lerin başında ve en azından İstanbul’da ama belki de Levantenlerin olduğu her yerde eş zamanlı başlamış olabileceği belirtiliyor. Bununla ilgili en eski haberin Constantinople Messenger gazetesinin 1 Aralık 1880 tarihli nüshasına ait olduğu tespit edilmiş:

Geçen cumartesi gününe Kadıköy’de Constantinople Football Club üyeleri ilk yarım saati “Association” sonrasında da “Rugby Union” kuralları ile bir futbol karşılaşması yapmışlardır.

Yani, 27 Kasım 1880 tarihinde İngiliz Futbol Federasyonu kuralları ile yarım saat kadar da olsa bir futbol karşılaşması oynanmış. Bu karşılaşma için Osmanlı İmparatorluğunda kayıtlı ilk futbol oyunu denlebilir. Gazetenin karşılaşmanın detaylarını verdiğini öğreniyoruz. Buna göre Yakışıklılar ve Tipsizler isimli iki takımdan oluşan iki takımın bu karşılaşmasında bol gol olmuş, kulüp üyelerinin büyük bir bölümünün havanın yağışlı olmasını bahane ederek oyuna katılmıyor.

Kaynak: Osmanlı Melekleri / Mehmet Yüce (İletişim Yayınları)

Fotoğraf Kaynak: Levantine Heritage

2.İlk Futbol Kulübü

Mehmet Yüce’nin Osmanlı Melekleri isimli eserinde konu olan ve yazılı basın kayıtlarına geçen 1880 yılındaki ilk futbol karşılaşmasından daha önce bahsetmiştim. Peki basında rastlanan ilk futbol kulübü hangisi? İkinci konumuz da bu. Bu topraklarda kurulmuş ilk futbol kulübü futbol tarihimizin önemli bir kulübü olan Beyoğluspor’un atası Ermis Kulübü…

O günlerde İstanbul’da birçok Rum yaşamaktadır. Çoğunluğu ticaretle uğraşan bu kesim ağırlıklı olarak ticaretle uğraşırken okullar da faaliyete geçirmektedir. Ve İstanbul’un Beyoğlu semtinde , o zamanki adıyla Pera’da Ermis kulübü ortaya çıkmıştır ki daha sonra kulüpler ardı ardına faaliyete geçecektir. 1884’de faaliyete geçen kulüp 1880 – 1923 arasında Pera; 1923’de Beyoğluspor adını almıştır.

Yunanistan’ın AEK Atina ve PAOK SElanik kulüpleri, bu kulübün göç eden yöneticileri tarafından kurulmuştur. Lefter Küçükandonyadis, Kadri Aytaç ve yine milli takımda oynamış, kariyeri boyunca sadece bir kez penaltı kaçırmış Koço (Kostas) Kasapoğlu ilk olarak bu kulüpte futbola başlamıştır. Yine milli takımızda oynamış olan Hristo Kostanda, Alekos Sofianidis ve Aleko Yordan yine Beyoğluspor’da futbola adım atmışlardır.

1857 yılında kurulan ve şu anda 160 yaşında alt liglerde mücadele eden Sheffield FC dünya üzerinde kurulan ilk futbol kulübüdür.

Kaynak: Osmanlı Melekleri / Mehmet Yüce (İletişim Yayınları)

3.İlk Futbol Karşılaşması

1880.li yıllar İstanbul ve İzmir’de ya da her iki şehirden kulüpler arasında daha çok ragbi ve kriket karşılaşmalarının olduğu yıllar, futbol bunların yanında oynanıyor. Kulüpler de zaten bünyesinde genelde ragbi, kriket ve futbolu birlikte barındırıyor. 1890’lı yılların sonlarına doğru futboldan basında daha sık bahsediliyor. Sadece futbolu içeren yani örneğin ragbi de olmayan ilk futbol karşılaşması Bornova’da oynanıyor. Bournabat (Bornova) Football and Rugby Club – Smyrna (İzmir) FC karşılaşması olduğu biliniyor; ancak sonucu kayıtlı değil. O dönemde yine İzmir’de 1897 yılındaki bir turnuvadan bahsediliyor. Mehmet Yüce’nin araştırmalarına göre Ahenk gazetesinde Smyrna Football Club’ın birinci olduğu, bu yeni kulübün Bournabat Football and Rugby Club’dan sonra İzmir’de kurulan ikinci kulüp olduğu haberi yapılıyor. Yine 1897’de bu sefer Bornova (Bournabat) takımının donanma takımını yendiğini yazıyor gazeteler. Daha önce futbol karşılaşmaları birçok yerde oynanmasına rağmen futbolun ilk İzmir’de Bornova’da oynandığı şeklinde söylenmesinin sebebi içeriğinde sadece futbol olan (yani ragbi vs olmadan) bir karşılaşmanın ilk kez orada oynanması. Bu kulüplerde ağırlıklı olarak Levanten aileler Wilkinson, Giraud, Whittall, Lawson, Barker ailelerinden futbolcular var. İlginç bir bilgi de Smyrna FC kulübü, 1906 yılında gerçekleştirilen Atina Ara Olimpiyatlarında Osmanlı İmparatorlıuğunu temsilen Danimarka’nın ardından ikinci olarak gümüş madalya kazanacak. Fotoğraf, 1894’de Bournabat (Bornova) Football and Rugby Club’e ait.

Fotoğraf Kaynak: Levantine Heritage

4.James La Fontaine

İstanbul’da futbolda kurumsallaşma nasıl başladı? İzmir’den İstanbul’a giden Fransız kökenli ama aynı zamanda İngiliz vatandaşı James La Fontaine İngilizleri bu konuda teşvik ederken, İstanbul’daki İngiliz tebaasından Modalı avukat Sir Edwin Pears’in oğlu Henry Pears de İstanbul’da futbolun yayılıp gelişmesine büyük katkı sağlamıştı. O dönemde İstanbul’da Kadıköy ve Moda dışında birçok yerde daha futbol oynanmaktaydı, örneğin Robert College gibi ya da Rum ve Ermeni ahali arasında. Kadıköy Futbol Kulübü kurucularından Rum cemaatinden Yani Vasiliadis şunları anlatır: “Biz futbola heves ettiğimizde bunu İngilizlerden başka bilen yoktu. Moda’daki İngilizlerle top oynarken James La Fontaine oyunumuzu beğenmiş ve bizim birleşip bir kulüp kurmamıza öncülük etti. Kendisi başkan oldu ve yerlisi bulunmadığı için spor malzemelerini İngiltere’den getirtti, beni de katip yaptı. Ona kızan Moda’daki diğer İngilizler’de 1900’de Moda Kulübü’nü kurdular.” O dönemde takımların kadrolarına bakıldığında İngilizlerin yanı sıra Rumlara, Ermenilere, Bulgar ve Ruslara rastlanmakta.

Kadikeuy Football Association Club (1906)

Ayaktakiler (Soldan Sağa): Temistol Moisiyadis, Cinon Poliheroniadis, Yani Vasiliadis, James Lafontaine, Todori, Anthony Darny.

Orta Sıra (Soldan Sağa): “Bobby” Fuat Hüsnü (ayrı bir konu yapılabilir), Dick Lafontaine, Horace Armitage, Nicholas Darny (Kaleci), Yorgo Yerasimidis.

Oturanlar (Soldan Sağa): Mihal Yerasimidis, Toto Stelyanidis kupayla…

Fotoğraf Kaynak. Levantine Heritage

Daha önceki dönemde İstanbul ve İzmir ayrı ayrı ya da birlikte turnuvalar düzenlenirken La Fontaine 1904’de Constantinople Football League’i kurdu. Mehmet Yüce’nin de Osmanlı Melekleri isimli kitabında belirttiği üzere tarihlerde çelişkilere, yanlış hatırlamalara takılmadan şu gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor: Bu topraklarda futbol ağacının minik fidesini sulayan, büyümesini ve kurumsallaşmasını sağlayan kişi James La Fontaine.

5.İlk Futbol Ligi ve Tahtaperde

Futbol tarihimizde sırada ilk futbol ligi ve o dönemin önemli futbolcusu Aleko Kaliya var, lakabıyla Tahtaperde.

Kuruluş tarihleri ile çok farklı rivayetler olsa da Mehmet Yüce’nin araştırmalarına göre 1900-1902 arasında Moda FC ve Kadıköy (Cadı-Keuy) FC kulüpleri dışında Rumların ağırlıkta olduğu Elpis FC kulübü de kuruldu. İstanbul Futbol Ligi’nde bu üç kulübün yanı sıra Imogene FC de yer aldı. 1904-05 yılında oynanan ilk İstanbul Futbol Liginde şampiyon Imogene FC oldu. Moda FC ikinci, Cadı-koey FC üçüncü, Elips FC dördüncü olarak ligi bitirmişti.

Ligi düzenleyen komitenin kararına göre takip eden 10 sezonda en çok şampiyonluk alan kulüp İngiltere’de yaptırılan şildin sürekli olarak sahibi olacaktı. Onun dışında şampiyon kulüp takip eden sezonun şampiyonuna şildi teslşm edecekti.

Imogene FC, Kraliyet Donanması’nın HMS Imogene adını taşıyan gemisinin mürettebatı tarafından ortaya çıkarılan bir futbol takımından ibaretti. Cadi-Keuy Football Club, James La Fontaine ve Horace Armitage tarafından diğer bazı İngiliz ve Rumlarla birlikte kurulmuştu. Zamanla “Bobi” takma adıyla Fuat Hüsnü (Kayacan) da bu takımda oynadı. Kalcileri Nicole Darny’ydi.

Moda FC, Cadi-Keuy FC’nin kurulmasından kısa bir süre sonra takım içindeki İngilizlerden bir kısmının kulüplerinden ayrılmasıyla tamamen İngilizlerden oluşmuştu. Özellikle santrfor Comber, sol iç Haytung ve orta saha Jackson dikkat çekici oyuncularıydı. Comber’in lakabı attığı kafa golleri sebebiyle Koca Kafa’ydı ve kısa bir süre sonra Galatasaray’da oynayacaktı.

Kaynak: Wikipedia

Elpis FC ise sadece Rumlardan oluşan tek kulüptü. Elpis’in en önemli oyuncusu ise sağ bek Aleko Kaliya’ydı. Türkiye Futbol Tarihi’nin en renkli simalarından olan Aleko’nun kendi ağzından anlattığı hikayeye göre lakabı şöyle ortaya çıkmıştı: “1880’de Midilli’de doğmuşum. İngilizler bize futbolu tanıttılar. Bir İngiliz takımı ile oynuyorduk. Ben sağ bek oynuyordum, karşımda forvet oynayan İngilizi hiç geçirmedim. Daha sonradan öğrendiğime göre seyircilerden bir Musevi gencinin bu tahtaperde varken İngilizler hava alır, diye bağırması üzerine ertesi gün başka bir karşılaşmada bütün seyirciler Tahtaperde, Tahtaperde diye bağırdılar”. Meyhaneci Todori, Gazcı Yorgo dışında daha sonra Fenerbahçe’de de oynayacak olan Miço Negroponti de takımda önemli oyunculardı.

6.(Bobby) Fuat Hüsnü Kayacan 1

1880.lerden başladığımız Türkiye Futbol Tarihinde bugün sırada “Bobby” Fuad Hüsnü var. 1879 yılında İstanbul’da doğan Fuad Hüsnü (Kayacan), Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa’nın en küçük oğluydu. Fuat Hüsnü Bey, Papazın Bağında bir futbol topunu duvara doğru bazen plase ile bazen abanarak atarken kürek sporu da yapan Hariciye Nazırlığı’nda memur Reşad Danyal Bey oradan geçiyordu. Onunla ilk kez bir futbol takımı kurma fikrini konuştular ve Fuat Hüsnü Bey o sırada Mekteb-i Bahriye’de öğrenciydi ve yıl 1901’di. İngiliz ve Rumların kurdukları kulüplerden etkilenmişlerdi. Kulübün adı Siyah Çoraplılar anlamına gelen Black Stockings FC olmuştu. İsmin İngilizce olmasının sebebi müslümanların futbol oynamasının yasak olması ve hafiyelerin dikkatini çekmemekti. Danyal Reşad Bey genel kaptan olurken diğer toplanan kişiler başkan yardımcısı (Fuad Hüsnü) ve üye idi. Papazın Bağından antrenman yapmaya başladılar ki yapılan sadece topa gelişigüzel vurmaktı. Sonbahar ve kış aylarına gelen bu dönemde üşüdüklerinde yakındaki kahvehanede çay içip dinlenip yeniden çayıra dönüyorlardı.

Antrenmalara başladıktan iki ay sonra Reşad Danyal Bey, “artık siz oldunuz, Rumlarla bir karşılaşma yapacağız. Şimdi her oyuncunun vazifesini anlatacağım.” dedi. Mesela kaleci için bizim kalemizi korurken topla hücum eden karşı taraf oyuncularından önce topu yakalacak veya bu mümkün olmazsa yumruklayacaktır, demişti. Mehmet Yüce kitabında kalecinin adının Hüseyin Bey olarak belirlemiş ki o da bu durumda ilk Türk kaleci oluyor. Buna ilave olarak heyecana kapılıp yerlerini terk etmemeleri gerektiğini, hepsinin birlikte topun peşinde koşmamalarını söyledi. 8 Kasım 1901’de yapılan karşılaşmayı Rumlar 5-1 kazanırken tek gol Fuad Hüsnü Bey tarafından kaydedilmişti. Yani Fuad Hüsnü Bey bir karşılaşmada gol atan ilk Türk oyuncuydu. Karşı kulüp ismi hakkında hemfikir olunmamakla birlikte Elpis değil Moda Rum Kulübü olduğu ağırlık kazanıyor.

Karşılaşma oynanmıştı, ancak orada hafiyeler de vardır. Karşılaşma sonunda bunu haber alan futbolcular çil yavrusu gibi dağılıp kaçmaya çalıştılar. Fuad Hüsnü Bey karşılaşmayı izlemeye gelen babası Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa’nın faytonu ile kaçmayı başarmıştı, ancak artık bir kez tespit edilmişti. Hariciyeci Reşad Danyal Bey sürgüne giderken birçok oyuncu yakalanmıştı. Sadece birkaç ay açık kalabilen bu çok önemli girişim baskılar sonucunda dağılmak zorunda kalmıştı. Bazı kaynaklarda kuruluş tarihi 1899, 1900 olarak iddia edilen Black Stockings FC forması; göğüs kısmının önü, yakası ve kollarının ucu beyaz, geri kalan kısmı kırmızı olan ve yünlü bir kumaştan üretilen gömlekten ibaretti. Giydikleri şort beyaz, çorapları ise siyah renkteydi.

Fotoğraf Kaynak. Levantine Heritage

7.(Bobby) Fuat Hüsnü Kayacan ve İlk Kulüpler

Hafiyelerin müdahalesine rağmen futboldan vazgeçmeyen Fuat Hüsnü Bey ne yaptı? Fuad Hüsnü, 1904’te “Bobby” takma adıyla İngiliz ve Rumların kurduğu Cadi-Keuy FC kulübünde oynamaya başladı. Bir süre sonra ise sadece İngilizlerin yer aldığı Moda FC’ye geçti.

Peki “Bobby” Fuat Hüsnü’nün Kadı-koey FC ve Moda FC döneminde İstanbul Ligi’nde mücadele nasıl sonuçlandı? İlk sezon olan 1904-05’de İngilizlerin Imogene FC kulübünün şampiyon olduğunu daha önce paylaşmıştım. 1905-06 sezonunda yine dört takım, Kadı-koey, Imogene, Moda ve Elpis mücadele etti ve her biri, diğerleriyle Kuşdili Çayırı’nda ikişer karşılaşma yaptı ve şampiyonluğu tüm karşılaşmalarını kazanan Cadi-Keuy elde etti.

1908 öncesinde Türk (Müslüman) kulüplerinin bir karşılaşma yapmasının pek mümkün olmadığını Black Stockings ve Bobby Fuat konuları yeterince açıklamaktadır. Bu sebeple bütün karşılaşmalar Levanten, Rum, Ermeni ve Musevi takımları arasında gerçekleşmektedir. İlk kulüp İstanbul’da 1880 civarında kurulmuş olan ismi Hermes (Ermis) – Pera olarak devam eden şu an Yunanistan’daki PAOK kulübüdür. Constantinople yine aynı dönemlerde faaliyete geçmiştir. Sonra İzmir’deki Bournabat, Orpheus (Yunanistan’da Panionios olarak devam etmektedir), Apollon ve Smyrna gelmiştir. Yine İstanbul’da Kadı-koey, Moda (İngiliz ve Rum ayrı ayrı), Tatavla Heraklios, Boyacıköy, Robert College ve Union Sportive 1885-1900 yılları arasında başlayan kulüplerdir. Bu grup içinde Türkiye’de faal olan tek kulüp 1896 tarihli Tatavla Heraklios yani şu anki adıyla Kurtuluş Spor Kulübü bu durumda bu topraklarda faal olan en eski kulüptür.

Bobby’nin Türk takımlarında oynadığı dönem için 1908 sonrasının beklenmesi gerekecektir.

8.Galatasaray ve 1906-07 Sezonu

Futbol tarihimizde ilk kulüpler, ilk futbolcular, ilk karşılaşmalar ve en son İstanbul Liginde 1905-06 sezonundan bahsetmiştik. Sırada 1906-07 sezonu olacak. Bu sezon ilk kez bir Türk takımı Galatasaray da ligde var.

Serencebey’de bir araya gelen bir grup genç, hafiyelerin yaptığı bir baskın sonucu karakola düşmüştü. Ancak, padişahı aletli jimnastik, güreş, boks ve halter gibi insan sağlığına faydalı sporlarla uğraşan bir mektep olduğuna ikna etmeleri sonucunda bir ceza almamışlardı. Kısa bir süre sonra, 1903 yılında kulübe Bereket Jimnastik Kulübü adı verildi ve ileride 2.Meşrutiyet’ten hemen sonra da Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü adıyla tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Mehmet Şamil Şhaplı ilk başkanıydı. Kardeşleri ile ailenin yakınları olan Ahmet ve Mehmet Fetgeri ilk kurucular arasındaydı. Mehmet Yüce, Osmanlı Melekleri’nde futbolun 1908 sonrası dönemde tahminen 1910’da aynı semtte olan Valideçeşme Futbol Kulübü ile birleşme sonucu başladığını belirtiyor.

Galatasaray’ın kuruluş fikri, 1905’de Mekteb-i Sultani’de öğrencilerden Ali Sami Yen’in bir grup arkadaşıyla konuşmasıyla ortaya çıkmıştı. Galatasaray Spor Kulübü o sene kuruldu, ancak o sene Osmanlı İmparatorluğu’nda bir dernekler yasası bulunmadığından, 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Galatasaraylı sporcular başlangıçta kendileri için ortamın da gereği Fransızca “Cesaret” anlamına gelen “Audace” gibi isimler kullanıyordu; ancak yine bir okul takımı olan Kadıköy Fourvière Mektebi ile oynadıkları ilk karşılaşmalarında seyircilerin Galata Sarayın Efendileri demesiyle zamanla bu, kulübün ismi olmuştu. Mekteb-i Sultani’nin 1481’de kurulduğundaki adı Galata Sarayı Enderûn-u Hümayûnu’ydü.

1908 Meşrutiyetine yaklaşılırken futbola bakış da biraz daha yumuşamıştı. Galatasaray buna bağlı olarak kuruluşundan bir yıl sonra 1906-07 sezonunda İstanbul Ligi’ne Balta Limanı takımı ile birlikte iştirak etmişti. Beşiktaş daha önce de belirttiğim gibi o zaman henüz futbolda yoktu. O sezon Kadı-koey FC yine birinci ve Moda FC ikinci, Imogene FC üçüncü olmuştu. Galatasaray ise Elpis ve Balta Limanı önünde sezonu dördüncü bitirmişti.

Bu ilk sezonda James La Fontaine’in hakemlik yaptığı Imogene karşılaşmasında kulübün ilk resmi golünü atan yine öğrencilerden Bulgar kaptan Boris Nikoloff’du ki aynı zamanda tenkik direktörlük de yapmıştı. Bütün kadrosu okulun öğrencilerinden oluşurken ilk kaleci Ahmet Robenson, aslında bir İngiliz olan müslüman olup Osmanlı vatandaşlığına geçmiş bir isimdi. Genel olarak kadro şu şekildeydi: Ahmet Robenson, Asım Tevfik (Sonumut), Bekir (Bircan), Celal (İbrahim), Karadağlı Milo (Bakiç), Refik Cevdet (Kalpakçıoğlu), Talyos, Boris Nikoloff, Ali Sami (Yen), Kamil (Soysal), Abidin (Daver), Muzaffer (Kazancı), Emin Bülent (Serdaroğlu) Ali (Tamay), Reşat (Şirvani)

9.1907-08 Sezonu

Futbol tarihimizde ilk kulüpler, ilk futbolcular, ilk karşılaşmalar ve en son İstanbul Liginde 1906-07 sezonundan bahsetmiştik. Sırada 1907-08 sezonu var…

II.Meşrutiyet yaklaştıkça baskının azalmasıyla birlikte Türk gençleri de futbol oynamaya başlamıştı. Bu durumdan yararlanan Kadıköylü gençlerden, Hariciye Nazırı Asım Paşa’nın torunu, Londra Sefareti Başkatibi Nuri Bey’in oğlu Ziya Bey ile Harekat Ordusu Kumandanı Feriki Şevki Paşa’nın oğlu Ayetullah Bey ve ünlü edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey’in yeğeni Enver Necip Bey bir kulüp kurmaya karar verdiler. Devrin zenginlerinden Mühendis Nurizade Ziya Bey’e kulübün kurucu başkanlığı görevi verildi. Kulübün adının oturdukları semtten esinlenerek Fenerbahçe olması, armalarının Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renklerin ise Fener Bahçesindeki papatyaların renklerinden, yani sarı ile beyazdan oluşması kararlaştırılmıştı.

Bir yandan devam eden İstanbul Futbol Ligi’nin dördüncü sezonu oynanıyordu. İki devreli olarak oynanan 1907-08 sezonunu Moda FC takımı şampiyon olarak tamamladı. Kadı-koey FC ikinci olurken, tek Türk kulübü Galatasaray üçüncü, Elpis FC dördüncü, ligin iki yeni kulübünden Rumların yeni takımı Strugglers FC beşinci, Robert College de altıncı sırada yer almıştı. Ancak Strugglers ve Robert College’in müsabakaları tamamlamadığı konusunda bilgiler mevcut.

Kaynak. Levantine Heritage

Bu dört sezon içinde İstanbul’daki en büyük rekabet olarak Moda ile Kadı-koey göze batıyor ki Moda FC İngilizlerin takımı iken daha önce Ingiliz-İtalyan-Rum karışık olan Kadı-koey FC sadece Rum kulübü halini almıştı. Bu sezonda oynanan Galatasaray-Moda maçında ayağı kırılan Galatasaray’ın kurucusu Ali Sami (Yen) Bey, futbolu bırakmak zorunda kalmıştı ve Moda FC ile Kadı-koey FC arasındaki şampiyonluk karşılaşmasını da onun yönettiği konusunda kesin olmamakla birlikte önemli iddialar var. Karşılaşma sonunda şampiyonluk şildinin Moda’ya teslim edilmesi konusunda ihtilaf çıktı ve konu Lig Komitesi’ne kadar gitti.

Ülkemiz futbol tarihinde 1880’lerden 1908’e kadar geldik. Müslüman halkın futbol kulüplerinin hızla kurulmaya devam ettiği bu dönemde üç kulübümüzün faaliyete geçişinden bahsedeğim.

İlki Üsküdar Anadolu İdman Kulübü… 1908’de faaliyete geçen kulübün kurucuları arasında Mehmed Burhaneddin (Burhan Felek) ile kardeşi Dr. Hüdai Bey yer aldı. Aslında daha önce kuruluşundan bahsettiğim Fenerbahçe’nin ve Üsküdar Anadolu ile o sırada yine faal olan Pazaryolu kulüpleri daha güçlenmek adına birleşmek için 1910’da bir araya gelmişti. Ancak kulübün ismi yeri konusunda çıkan tartışmalar ile bu çaba sonuçsuz kalmıştı. Üçü de ayrı ayrı devam ettiler.

İkincisi yine 1908’de faaliyete geçen ve Tanzimat döneminin ünlü yazar ve gazetecilerinden Ahmet Mithat Efendi’nin de kurucular listesinde olduğu Beykoz Mümaresete-i Bedeniye isimli kulüp. 1911’de Beykoz Şark İdman Yurdu adını aldı ve 1921’de ortaya çıkan Beykoz Zindeler Yurdu ile birleşti ve Beykoz Zindeler İdman Yurdu olarak hayatına devam etti.

Üçüncüsü de Vefa İdman Yurdu… 2. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra Vefa semtinde kurulan “Vefa Mürbi-i Beden”, Vefa İdadisi’nde kurulan “Vefa”, Fatih’te kurulan “Mukavvi-i Beden” adlı üç kulüp ortaya çıkmıştı. Ayrıca Edirnekapı’da “Edirnekapı Futbol Kulübü” vardı. Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler. Saim Turgut Bey’in aracılığıyla bu kulüpler birleşip “Vefa Terbiye-i Bedeniyye Kulübü”nü oluşturdular.

Bu yazıyı da birçok oyuncu yetiştirmiş, milli takıma oyuncu vermiş bu üç kulübün şu anki hallerini ve futbolun geldiği noktayı düşünerek “Vefa, sadece bir semt adı değildir” diyerek noktalayalım…

10.1908 Union Club

Ülkemiz futbol tarihinde 1908 yılında kalmıştık. Bir tarafta yabancı ve azınlık kulüplerinin egemen olduğu İstanbul Futbol Ligi (Istanbul League), bir tarafta teşkilatlanmaya çalışan ve idarenin müslümanların futbol oynamaması yönünde baskılarına rağmen mücadele eden müslümanların kulüpler. Bu karmaşa devam ederken memlekette çok önemli bir olay olur. Merkezi Selanik’te bulunan 3. Ordu’nun gerçekleştirdiği 1908 İhtilali ile Kanun-i Esasi devreye girdi. Meşrutiyet ile gelen ortamda müslüman kulüplerin artık idman yapması için saklanması gerekmiyordu. Ancak zaten ülke meşrutiyete giderken öncesinde son birkaç yılda bir yumuşama vardı ki Galatasaray 1906-07 ve 1907-08 sezonlarında İstanbul Futbol Ligi’ne katılmıştı.

Lige ve karşılaşmalara devam edeceğiz, ancak önce futbolumuz için önemli bir futbol sahasına bakalım. 1908’de sadece meşrutiyet ile bir rahatlama olmadı. Daha önce bütün futbol karşılaşmalarının Papazın Bahçesi (Çayırı)’nda oynandığını belirtmiştim. Bu alanda ilk olarak 1900’lerin başında, İstanbul’da yaşayan İngiliz ve Rumlar futbol oynamaya başlamıştı. 1908’de; dönemin padişahı II. Abdülhamid’in doktoru Cemil Topuzlu’nun önerisiyle kurulan Union Club, maçlarını oynamak amacıyla alanı, yıllık 30 altın karşılığında kiraladı. Bu yüzden bu tarihten sonra Union Club Sahası olarak anılmaya başlandı. 1908’de faaliyete geçen Union Club’da ilk başkan F.E.Whittall’du. Yönetimde ülkemizde futbolun kurucusu sayılabilecek James La Fontaine yanı sıra Ernest Thomson, Cemil Topuzlu, Osmanlı bürokrasisinden Rıfat Bey, Ziya Bey, Arif Hikmet Bey gibi önemli isimler vardı.

Kaynak: CNNTurk

Bu tesiste olmasına karar verilenler arasında kriket, futbol, ragbi, hokey için çim saha; köşe dönmeleri de dahil 500 metre uzunluğunda bir at yarışı ve bisiklet parkuru; kadın ve erkekler için duş ve lavabolu soyunma odası; 1000 kişi kapasiteli büyük tribün; müslüman kadınlar için 150 kişilik tribün; yarış pisti ve sahayı gören restoran, bar gibi alanların da olduğu bir oda; tenis kortu, patenli hokey sahaları; güreş için platform.. Böylece bir yıl içinde ilk nizami futbol sahamız ortaya çıkması için adım atıldı.

11.Smyrna FC ve Olimpiyatlar

Ülkemiz futbol tarihini bildiğiniz üzere 1880’lerden itibaren sayfaya aktarmaya devam ediyorum. Bunda Mehmet Yüce’nin “Osmanlı Melekleri” isimli eseri yanı sıra başka kaynaklardan da yararlamıyorum. Daha önceki 11 paylaşımı blogda bulabilirsiniz.

Konuları özetlersek: İlk kulüpler, ilk organize ve devamlılığı olan ligimiz 1904’de kurulan İstanbul Ligi ve futbol tarihimizde önemli bir isim James La Fontaine. 1908 Meşrutiyeti’ne kadar müslümanların futbol oynamaları yasak. Futbol kulüplerinde her şeye rağmen oynayan ilk müslüman (Bobby) Fuat Hüsnü Kayacan önemli bir figür. İstanbul Ligi’nde oynayan ilk Türk takımı Galatasaray’ın ilk kalecisi Ahmet Robenson. İlk Türk kulüplerinin kuruluşları ve ilk spor kompleksimiz Union Club vsvs.

Bir yandan 1900.lerin başında Anadolu’da birçok yerde organize olmayan bir şekilde futbol oynanırken İzmir de bunlardan birisiydi. 1890’lardan itibaren yine La Fontaine tarafından başlatılan Panionios, Apollon, Pelops, Apetyan ve Vartanyan takımlarının yanı sıra tarihimizde çok önemli iki kulüp Bournabat FC ve Smyrna FC. ‘nin katıldığı düzenli olmayan turnuvalar vardı ve İstanbul-İzmir takımları aralarında özel karşılaşmalar da oynuyordu.

Ama asıl hikayeye gelince 1906’da Yunanistan, olimpiyatların 10.yılı onuruna bir organizasyon düzenlemişti. 20 ülkenin katıldığı bu ilk ve tek ara olimpiyatta Osmanlı İmparatorluğu da iki futbol takımıyla temsil edildi: Smyrna FC (İzmir) ve daha sonra adı İraklis olacak Omilos (Selanik) takımıydı. 13 branştan birisi olan futbolda ayrıca Kopenhag Karması (Danimarka), Ethnikos Athina (Yunanistan) da vardı. O zaman olimpiyatlarda takım sporları ülke bazında değil kulüp bazında temsil ediliyordu. 10 Levanten (Fransız, İngiliz) ve 1 Ermeni futbolcudan oluşan fotoğraftaki Smyrna FC, Kopenhag’ın ardından ikinci sırada yer alarak Osmanlı İmparatorluğu’na (resmi olmayan) ilk madalyayı kazandırdı.

Kaynak. Levantine Heritage

Bu arada resmi ilk katılım 1908’de jimnastikçi Aleko Mulos olurken ülkemiz herhangi bir branşta (güreş) ilk madalyasını 1936’da Mersinli Ahmet Kireççi ve Yaşar Erkan ile kazandı.

12.1908-09 Sezonu

Hatırlarsa ülkemiz topraklarının futbol tarihi 1880’lere kadar dayanıyor. Sayfamızda da bu konuda şu ana kadar tarih sırasına göre önemli konular hakkında birçok paylaşım yaptım ve bunların hepsiblogumda yer alıyor. Bugünkü paylaşımda 1908-09 sezonuna başlıyoruz. Bu paylaşımlarda Mehmet Yüce’nin “Osmanlı Melekleri” isimli eseri yanı sıra başka kaynaklardan da yararlanıyorum.

Bu sezonda İstanbul Liginde karşılaşmalar Union Club’da oynanmıştı. Bu toprakların ilk tribünlü spor kompleksi olan Union Club’ın ortaya çıkışından bahsetmiştim. Ligde HMS Barham, Moda, Kadı-koey ve Elpis kulüpleri yanı sıra Galatasaray ve Fenerbahçe de ilk kez birlikte yer almışlardı. Bütün kulüplerin kuruluş ve gelişimlerinin detaylarına bakmıştık. Bu sezonda ilk kez II.Küme oynandı ve bu lige o sezon kurulan Strugglers yanı sıra hepsi Osmanlı tebaası gayrimüslimlerin kulüpleri olan Tatavla, Mühürdar, Dork ve Club Jason kabul edilmişti. Ancak Tatavla ligden çekilince HMS Barham ikinci takımıyla bu ligde yer almıştı.

Bir yandan da futbolun ilk kez oynandığı İzmir’de o dönemde kulüpler arasında Bornova’da özel turnuvalar yapılırken henüz organize bir lig yoktu. Bu kulüpler kuruluşu 1890’ların başına dayanan, Rumların takımları Orpheus MSC (Daha sonra Atina’da Panionis ismiyle devam etti ki Yunanistan’ın en eski kulübü), Apollon Smyrni (Atina’da aynı isimle devam etti) ve Levantenlerin takımı Smyrna FC (daha sonra kapandı). Bu arada bir önceki paylaşımda bahsettiğim İzmir futbolunun en önemli temsilcisi olan ve 1906 Ara Olimpiyatlarında ikincilik elde Smyrna FC, 1908 sonlarında İstanbul’a özel karşılaşmalar yapmaya gelmiş ve bütün karşılaşmalarını zorlanmadan kazanmıştı.

13.1909 Ligi

Ülkemiz topraklarındaki futbol tarihinin 1880’lere kadar dayandığını belirtmiştik. Sayfamızda da bu konuda şu ana kadar tarih sırasına göre önemli konular hakkında birçok paylaşım yaptım ve bunların hepsi blogumda yer alıyor. 1908’den itibaren olan dönem II.Meşrutiyet’le birlikte müslümanların da serbest olarak futbol oynama hakkını elde etmesi açısından önemli bir sezon ve birçok kulüp kurulurken onlara değindik. Bir de 1909’da İstanbul Ligi’nde II.Küme’nin kurulmasına yönelik gayretlerden bahsetmiştim. Yeni faaliyete geçen Union Club tesislerinden oynanan bir karşılaşmada Fenerbahçe, Moda FC’yi mağlup ettikten sonra Galatasaray ile ilk rekabetlerine çıkmıştı. 17 Ocak 1909’da oynanan hakem James La Fontaine tarafından yönetilen bu ilk derbiden Galatasaray, Emin Bülend Bey’in iki golüyle galip ayrıldı.

Emin Bülend (Serdaroğlu), 1886 Halep doğumluydu ve dedesi Ömer Lütfi Paşa, Avusturya asıllı olup Osmanlı’da paşalığa ve başkumandanlığa yükselmiş, Bağdat Valiliği yapmıştı. O dönemdeki birçok sporcu gibi Osmanlı’nın önde gelen ailelerinden birisinden gelen Emin Bülend kulübün kurucuları arasındaydı ve ilk müslüman kaptanıydı.

O gün iki golü kalesinde gören Asaf (Beşpınar) Bey, 1887 Pencap doğumluydu ve arkadaşları da ona kökeni itibariyle Hintli diyordu. Mühendislik tahsili almak için gittiği İngiltere’den İstanbul’a gelmişti. Osmanlı İmparatorluğu’nda 1910’lu yılların en önemli gemi mühendislerinden birisi olan Asaf Bey, birçok deniz aracının çizimlerini ve üretimlerini hayata geçirmişti. İlginç olan bu karşılaşmada Galatasaray kalecisi olan Ahmet Robenson da Liverpool’da doğmuş ve ancak babası Hindistan’da görev yapan bir İngiliz subayıydı. Müslüman olup Türk ordusunda görev yapmıştı ki ondan daha önce bahsetmiştim.

O sezon Fenerbahçe’nin lig de yer alıp almadığı belirsiz. Mehmet Yüce de yeni kurulmuş olan kulübün kadrosunu tam oturtamadığı için ligden çekilmiş olabileğini ifade ediyor. Galatasaray ise Moda ve Kadı-koey kulüplerini de farklı mağlup ederek ilk İstanbul Ligi şampiyonluğuna ulaşmıştı.

Galatasaray : Soldan sağa

Ayaktakiler: Adnan İbrahim (Pirioğlu), Milo Bakiç, Ali Sami (Yen), Ahmet Robenson, Asım Tevfik (Sonumut), Emin Bülent (Serdaroğlu) Dr. Hamid Hüsnü (Kayacan), Hasan Fuad (Kayacan).

Oturanlar 1.sıra: Celal İbrahim, Sabri Mahir, Tevfik Fikret, Hasan Basri, Bekir Sıtkı (Bircan).

Oturanlar 2.sıra: Horace Armitage, Ali İdris.

Fenerbahçe : Asaf, Galip, Hassan Sami, Dalaklı Hüseyin, İzzi Hüseyin, Gustave Heanny, Fethi, Şefkati Hulusi, Memiş, Hasan Kamil, Yahya Berki

14.1909-10 Ligi

Hatırlarsak İstanbul Liginde 1908-09 Sezonu Galatasaray’ın şampiyonluğu ile tamamlanmıştı ve 1909-10 sezonuna Galatasaray, Strugglers FC, Moda FC,.Cadi-keuy FC ve Elpis FC başvurmuştu. Mehmet Yüce’ye göre Fenerbahçe de ilk kez lige kabul edilirken bazı oyuncuları yurt dışına gidince yine kadro zaafiyeti yaşayan Cadi-keuy FC ile birleşmişti, ancak bu sadece iki karşılaşma için gerçekleşmişti ve Fenerbahçe başka karşılaşma da oynamamıştı. Galatasaray bütün (8) karşılaşmalarını kazanarak şampiyon olurken statü gereği bu açık ara fark sebebiyle diğer takımlar bütün karşılaşmaları tamamlamadı. Struggles 7 karşılaşmada 5 puanla ikinci olmuştu. Bu ilginç sezonun tamamlanması ile Galatasaray da Cadi-keuy FC gibi iki adet şampiyonluk sayısına ulaşmıştı.

İkinci Ligde ise Ermeni kulüpleri Araks, Makriköy, Club Jason, Dork ile Rum kulübü Tatavla ve Galatasaray ikinci takımı yer almıştı. Burada bahsi geçen Tatavla kulübünden daha önce bahsetmiştim ki 1896’da kurulan ve halen Kurtuluş Spor Kulübü olarak hayatına devam eden kulüp faal olan kulüpler içinde en eskisi.

Galatasaray’ın o sezon takım kadrosunda kalede yine Ahmet Robenson var. Savunmada Milo Bakiç, Neşet, Mustafa, Ali Tamay, Hüseyin Eden, orta sahada Todor Botchoff, Bekir Sıtkı, Hasan Basri,Ali Sami Yen, Ahmet Cevat gibi isimler var. Hücumda oynayan isimler ise Emin Bülent, Fuat Hüsnü Kayacan, İdris, Cyrill Doupkoff, Rowland Rees’di. Takımın o dönemde parlayan yıldızı Malatyalı bir eşrafın oğlu olan forvet oyuncusu Celal İbrahim’di. İlerleyen yıllarda kaptanlığa kadar yükselecek olan Celal İbrahim, o sezon Moda karşılaşmasında kendi kalesine gol atarak Galatasaray’ın kendi kalesine gol atan ilk oyuncusu olarak tarihe geçmişti. Oturanlar içinde ortada elinde top tutan…

Kaynak: Wikiwand

15.1910 Futbol Gazetesi

1910 yılında bilinen ilk spor dergisi/gazetesi “Futbol” çıkartılmaya başlanmıştı. Derginin sahibi Mustafa Ziya Bey ve Ser Muharriri de Ali Macid Bey’di. Daha öncesine gidersek Osmanlı’nın futbolla tanışmasında 1869 yılında Sultan Abdülaziz zamanında Paris’e gönderilen gençler tarafından basılan orjinali Fransızca olan “Ordu ve Mekteblerde Futbol” isimli kitap önemli dönüm noktası olmuştu. İlk spor gazetesi, yedi sayı sonra ilgisizlik nedeniyle kapanmışsa da II. Meşrutiyet’in sağlamış olduğu özgürlük havası içerisinde ülkemizde futbolun her geçen gün yaygınlaşması ve gelişmesine paralel olarak spor ve özellikle de futbola yönelik gazete ve dergilerin çıkmasına da yol açmıştı. Terbiye ve Oyun, İdman, Sipahi Mecmuası, Spor Alemi, ve Şa Şa Şa dergileri ilk dergilerdendi ve ilk yayım tarihleri 1911 yılıydı.

Kaynak: gzt.com

Hamza Çakır’ın makalesine göre Futbol Gazetesi’nin ilk sayısında çıktığı ana kadar ülkemizde ne spora ne de futbola ait bir gazetenin hatta layıkıyla bir risalenin bile çıkmadığı ifade edilmişti. Yazıda, Futbol Gazetesi’ne halkın göstereceği ilgiden endişeler dile getirilmekte ve bu endişeleri gidermek için de şekilsel ve içeriksel olarak okuyucuya taahhütlerde bulunulmaktaydu. Buna göre gazete mizanpajı titizlikle hazırlanacak, içerik ise hem tarafsız olacak hem de bilgi içerecekti. Bu bağlamda futbol amatörlerinin futbol kuralları noktasındaki tereddütlerini gidermek için İngilizce’den çevrilmekte olan bir eserin tefrikasına başlanacağı haberi verilmekteydi.

Gazetede ayrıca Burhan Felek ismiyle tanınacak olan Üsküdarlı Mehmet Burhaneddin Bey tarafından kaleme alınan bir yazı vardı ve bu yazıda “…Memleketimizde bu oyunun daha doğrusu bu fennin karşıtları nedendir bilinmez, oldukça çoktur. Futbolu kaba-saba bir oyun olarak görenler az değildir. Biz futbolcular, bunu elbette hoş görmeyiz, görmemeliyiz” sözlerine yer verilmişti. Hukuk Fakültesi’nde okuyan Burhan Felek, güreş ve atletizm yanı sıra futbolla da ilgilenmekteydi ve Üsküdar Anadolu Spor Spor Kulübü kurucuları arasındaydı. Gazetede futbol ağırlıkta olmakla birlikte atletizm, bisiklet ve motosiklet de yer almıştı.

16.1910-11 Ligi

Çift devreli lig usulü oynanan ve beş kulübün katıldığı 1910-11 sezonunda lig bir önceki sezona göre daha istikrarlı bir şekilde oynanırken Galatasaray bir önceki sezon gibi bütün karşılaşmalarını farklı kazanarak şampiyonluğa ulaştı. Bu, onların İstanbul Ligi’nde üst üste üçüncü şampiyonluğuydu. Progress ligde ikinci sırayı aldı, onlar da 4 karşılaşmalarını kazanmış 4 tanesini de kaybermişti. Progress, 1909 yılında Aydınoğlu Raşit Bey tarafından kurulmuştu ve 1914 yılından itibaren Altınordu İdman Yurdu ismini almıştı.Progress, Terakki anlamına geliyordu ve bu kulüp Galatasaray içinden doğarken zaten Aydınoğlu Raşit Bey, Galatasaray’ın ikinci kaptanıydı.

Bütün karşılaşmalar Union Club’da oynanırken eski şampiyon Cadi-Keuy FC ise ligde üçüncü sırayı aldı. Strugglers FC dördüncü oldu ve Fenerbahçe 5.sırada yer alırken ligdeki ikinci sezonunda ilk galibiyetini almıştı. O galibiyet de 1-0 ile Cadi-Keuy FC’ye karşıydı. 1904’ten itibaren 7 sezonda toplamda Galatasaray 3, Cadi-keuy FC 2, Moda FC ve HMS Imogene 1 şampiyonluk elde etti. Bu sezonun en meşhur karşılaşması ise Galatasaray’ın 7 kişiyle Fenerbahçe’yi 7-0 yendiği karşılaşmaydı, karşı tarafta oturan oyuncular yetişememişti.

1910, daha sonra Ankaragücü’nü oluşturaak olan Altınörs İdmanyurdu ve Turan Sanatkatan kuruılduğu yıldı. İmalât-ı Harbiye Mektebinin son sınıf öğrencilerinden Şükrü Abbas öncülüğündeki Turan Sanatkarangücü ile Agâh Orhan öncülüğündeki Altınörs İdmanyurdu aynı tarihte, 31 Ağustos 1910 günü kurulmuştu. İki kulüplü bir birleşmeyle kurulduğu için kulübün kurucu iki başkanı vardı. Bu başkanlar Kazım Bey ve Hasan Muslihiddin Bey’di. Daha sonra birleşecek olan iki takım ilk maçlarını birbirlerine karşı yaparlar. 4 Nisan 1911 günü yapılan maç 0-0 berabere devam ederken çıkan olaylar nedeniyle tamamlanamamıştı.

17.1911 İlk Yabancı Karşılaşmalar

1911 yılında Galatasaray ve İstanbul Muhteliti (Karması) ile karşılaşmalar yapmak üzere İstanbul’a gelen Kolozsvári Vasutas futbol tarihimizdeki ilk yabancı rakipti. Nisan 1911’de yapılan karşılaşmalardan birini Galatasaray kazanırken diğeri berabere bitmişti. İstanbul Muhteliti de rakibini yenmeyi başarmıştı.

Kolozsvári Vasutas, Romanya henüz Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bir parçasıyken 1907 yılında, Cluj-Napoca (daha sonra Kolozsvár) kentinde kurulmuştu. Vasutas Demiryolu anlamına gelmekteydi. Takım, 1907’den 1910’a kadar kent müsabakalarında oynadıktan sonra 1911’de yeni düzenlenen Transilvanya Şampiyonasını kazandı. Bu kulübün bugünkü adı CFR Cluj ve onu Avrupa Kupaları’ndan oldukça iyi tanıyoruz. Son 3 sezonun Romanya şampiyonunun başında ünlü San Petrescu var. Karşılaşmalarını ise Dr. Constantin Rădulescu Stadyumu’nda oynarlarken Radulescu eski bir oyuncuları, teknik direktörleri ve kulüp doktorlarıydı.

18. 1911– İlk Yurtdışı Seyahati

Bu sezonun önemli olaylarından birisi de Galatasaray’ın Bükreş’e yaptığı iade-i ziyaretti. Oldukça zorlu geçen bu yolculuğun sonunda Macarların misafirperverliği bütün sıkıntıları unutturmuştu. 1911 yılının eylül ayında turneye çıkan Galatasaray, Kolojvar kentinin yeni stadının açılışında rakibine konuk oldu. İlk iki karşılaşmada Transilvanya şampiyonundan sırasıyla 5 ve 4 gol yiyen Galatasaray, Kolojvar müsabakalarının ardından dönemin efsane ekiplerinden Ferençvaroş’la 15 Eylül 1911 tarihinde Budapeşte’de oynadığı karşılaşmayı da 7-1 yitirdi. İstanbul’a dönüş yolunda Bükreş’e uğrayan ”Cim Bom”, Bükreş Karması’yla 20 Eylül 1911’de yaptığı maçı ise 11-1’lik skorla farklı bir şekilde kazanarak, Türk takımlarının Avrupa’daki ilk zaferine adını yazdırdı. Kral ve kraliçe de karşılaşmayı izlerken karşılaşmada Romen, Macar, Rus, Leh ve İtalyan oyuncular yer almıştı.

Galatasaray’ın kadrosu: Hüsnü – Neşet, Aydınoğlu Raşid – Celâl İbrahim, Haşan Basri, Bekir Sıtkı – Ahmet, İdris, Gâlib Kulaksızzâde, Dalaklı Hüseyin, Emin Bülend…

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, 1. Dünya Savaşı sonrası dağılırken, bölge Macaristan ve Romanya arasında bir kaç kez el değiştirdi ve kent ile takımın adı da değişikliğe uğradı. Son olarak 2. Dünya Savaşı’nın ardından Romanya toprakları içerisinde kalan ve Cluj adını alan kentte, ”Kolojvar” takımı da yine Cluj adıyla futbol hayatına devam etti. Halen Rumen ve Macar nüfusun birlikte yaşadığı bölgede, Macarlar’ın kent ve takım için Kolojvar adını kullanmaları da dikkati çekiyor.

19.1911-12 Sezonu İstanbul Ligi

1911-12 sezonu öncesinde Horace Armitrage lig komite reisliğinden özel işlerinin izin vermediğini belirterek istifa etmiş ve yerine Ali Sami Bey seçilmişti. İngiliz Horace Armitrage, Cadi-Keuy FC’nin James LaFontaine ile beraber kurucusuydu. Bu takımla 1905-1906 sezonunda şampiyonluk yaşadıktan sonra, 1907-08 sezonunda Fenerbahçe’ye geçmişti. Bu deneyiminden sonra ilk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Kayacan ile birlikte Galatasaray’a transfer oldu, 1908-1911 arası takımın aynı zamanda Galatasaray’ın teknik direktörlüğünü yaptı ve Galatasaray bu dönemde 3 şampiyonluk kazandı.

Mehmet Yüce’nin çalışmasına göre bu sezonda İstanbul’da birden fazla lig oynandığı görülmekteydi. İstanbul Ligi devam ederken bu sezon Galatasaray katılmazken Fenerbahçe, Strugglers, Ramblers, Cadı-koey, Progress (Terakki) kulüpleri yer almıştı. Bir zamanların şampiyonu Cadı-koey ise sonuncu olmuştu. Fenerbahçe ilk şampiyonluğunu el ederken Ramblers ikinci ve Strugglers üçüncü olmuştu. Ramblers takımının İngiliz oyuncuları daha çok Moda FC’nin eski oyuncularıydı ve Rumlar da Cadı-koey’den gelmeydiler. Bu takımın oyuncuları arasında bir dönem İstanbul’un en iyi oyuncuları arasında yer alan Mr.Highton, Mösyö Toto ile Galatasaray’da başarıla elde etmiş Mr.Armitrage ve Mr.Rees gibi isimler de kadrodaydı. Strugglers ise eskiden beri bir Rum kulübüydü. Balkan Savaşı sırasında Yunan ordusuna katılan bazı oyuncuların yerine bazı Ermeni oyuncular takviye etmişti. Mavi-beyaz forma ile oynanamaması konusunda uyarılan kulüp bunu kabul etmeyince ve Ermeni oyuncuları da gidince dağılmıştı. İleride Altınordu adını alacak olan Progress ise daha önce farklı toplumlardan oyuncular barındırırken bu sezon sadece Türkler yer almıştı. Altınordu İdman Kulübü, lacivert kırmızı forma ile spor hayatına atılırken Progress adıyla faaliyete geçmişti. O zamana kadar gerek Fenerbahçe ve Galatasaray kulübünde Rum, Ermeni ve İngiliz, Alman oyuncular yer alırken ileride Altınordu adını aldıktan sonra bütün oyuncular Türk gençlerinden oluşmuştu.

20.1911-12 Sezonu Diğer Ligler

Balkan Savaşları sırasında futbol takımları arasında yapılan maçlarda da milliyetçiliğin izlerini görmek mümkündür. Nitekim şampiyonun belli olacağı Fenerbahçe-Strugglers maçında, Fenerbahçe’nin eksik kadrosunu tamamlamak amacıyla ezeli rakibi Galatasaray Fenerbahçe’ye kendi futbolcularından bazılarını vermeyi teklif etmiş, ancak Fenerbahçe kazanması durumunda şampiyonluğunun şaibeli olabileceği gerekçesiyle bu teklifi reddetmişti.

İstanbul Ligi dışında İstanbul Futbol Birliği tarafından da Rumeli Ligi adıyla bir lig düzenlenmişti. Bu ligde Araks A ve B, Ardavazt, Ardziv, Sahakyan ve Makriköy takımlarının yanı sıra Galatasaray ikinci takımı da katılmıştı. Bu takımların dışında, İstanbul’da Sasun (Balat), Ahoranyan (Beşiktaş), Mıhitaryan (Kadıköy), Proti (Kınalıada), Ardavazr (Kuruçeşme), Dork, Ardziv, Gligya (Kumkapı), Joğovortayin (Makriköy – Bakırköy), Ararat (Nişantaşı) , Nor Tıbrots (Pangaltı), Araks, Eseyan, Marmnamarzagan (Pera), Mabak (Şişli) ve Raffi (Üsküdar) takımları yer almaktaydı. Bu takımlar arasında Dork kulübü Fenerbahçe’nin unutulmaz kalecilerinden Karnik Arslanyan tarafından kurulmuştu (1908). İstanbul’un çeşitli semtlerinde oturan genellikle Kumkapılı Ermeni gençlerinin oluşturduğu kulübün başkanlığını da yine Arslanyan üstlenmişti.

Galatasaray ile Fenerbahçe 1912 yılında bir özel karşılaşmada karşılaştılar.

Galatasaray: Ahmet Robenson – Bojkoff, Adnan İbrahim, Usturumcalı Hüseyin, Bekir Sıtkı – Milo Bakic, Fuat Hüsnü, Aydınoğlu Raşit, Celâl İbrahim, Cyril, Emin Bülend.

Fenerbahçe: Karnik Arslanyan – Konstantin Boris, Arif Emirzâde – Süreyya Mithat, Gâlib, Jan Boris -Topuz Hikmet, Said Saiahaddin, Nüzhet, Sabri, Miço.

Union Club’da oynanan karşılaşmayı Galatasaray, Emin Bülend’in golüyle 1-0 kazandı.

Kaynak: Wikipedia

21.1912 Balkan Savaşı

Bu sezonda 1912 Balkan Savaşı sebebiyle İstanbul Ligi düzenlenmezken Ali Sami Bey, şildin onu üç sezon üst üste kazanan Galatasaray’da kalması için girişimlerde bulundu. Ancak ligin kurucusu James La Fontaine böyle bir kural olmadığını ifade ederek şildi Futbol Birliği’ne iade etti. İstanbul Ligi gerçekleşmese bile II.Küme yani Cuma Ligi karşılaşmaları gerçekleşti. Anadolu Futbol Kulübü birinciliği elde ederken Darülfunun & Şehr-i Emini (İstanbul Üniversitesi & Belediye) ikinci sırada yer aldı. Ligdeki diğer kulüpler ise Sanayi, Üsküdar ile Anadolu II.takımıydı.

Galatasaray kulübü kurucularından Ali Sami (Yen) Bey, kulübün kuruluş amacını açıklarken “…İngilizler gibi toplu hâlde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti…” ifadesini kullanıyor. 1912-1913 sezonunda lig yapılamadı.Balkan Savaşı’nın sonuçları Osmanlı toplumunun birçok kesimini olumsuz etkiledi. Buna bağlı olarak Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, Kırmızı-Beyaz olan renklerini 1913 yılında değiştirdi. Kulüp, kırmızı rengin yerine yas alameti olan siyah rengi koymak suretiyle hissedilen acıyı nesilden nesile anlatmak istedi. Kulüp bu şekilde siyah-beyaz renklere ayrı bir anlam kattı.

Balkan savaşı sırasında bazı futbolcular bireysel olarak etnik aidiyetlerini öne çıkaran davranışlar sergiledi. Örneğin Galatasaray’ın kuruluş kadrosunda yer alan ve Galatasaray forması giyen Sırp futbolcu Milo Bakiç, bu formayı çıkarıp Karadağ askeri üniforması giydi ve savaş sırasında öldü. Türk futbolcular kendilerine Türk takımlarında yer aramaya başladılar. Türk futbolcularının katılımıyla çehresi değişen takımlar Ruşen Eşref’in anlatımına göre futboldaki Türk Cephesini oluşturmaktaydı.

22. Karşıyaka ile Altay Kuruluşu – 1913 Yılındaki Müsabakalar

1912 aynı zamanda İzmir futbolu için de önemli bir dönüm noktasıydı. Karşıyaka Mümarese-i Bedeniye Kulübü ilk yerli kulüp olarak faaliyete geçmişti. Karşıyaka, bir süre İzmir’de rakipsiz olarak hayatına devam ederken 1914 yılında Altay’ın gelişiyle birlikte yalnızlıkları sona ermişti.

1913 yılında ise Fenerbahçe ve Galatasaray İngiltere’nin ordu birlikleri HMS Zealanda, HMS Weymouth, İstanbul İngiliz Muhteliti gibi takımlarıyla karşılaşırken İttihad Spor’un da Hollanda’nın Gerderland takımıyla mücadele etmişti. Ancak burada adı geçen İttihad Spor’un hangi kulüp olduğu belirsiz ve alternatifler içinde en yüksek ihtimal Progress’in devamı olması…

Bunun dışında yine 1913 yılında Galatasaray ve Fenerbahçe, Beyoğlu Sporting Club Bayramı’nda bir özel karşılaşmada karşı karşıya gelmişti. Önce küçük takımlar karşı karşıya gelirken Fenerbahçe 1-0 galip geldi ve sonrasında sarı lacivertliler ikinci takımlarda da 2-0 ile zafere ulaştı. Üçüncü ve son karşılaşma ise birinci takımlar arasındaydı. Galatasaray Hasnun Galip’in 2, Emil Oberle’nin 2, Joseph Oberle ve Bekir Sıtkı’nın golleriyle 6-0 galip geldi.

Yine 1913 yılında İzmir Muhteliti (Karması) karşılaşmalar yapmak üzere İstanbul’a gelmiş ve 1 hafta içinde sırasıyla Galatasaray, Ermeni Muhteliti, Fenerbahçe ve İstanbul Muhteliti ile 4 karşılaşma oynamıştı. Daha önce İstanbullulara büyük üstünlük sağlayan İzmir Muhteliti, bu sefer sadece Ermeni Muhteliti’ni yenebilmişlerdi. Buna ilave olarak Galatasaray, Üsküdar, Progress ve Strugglers arasında da karşılaşmalar oynanırken Musevi Cemaatinin en meşhur kulübü Maccabi ve Bakırköy’de Makriköy İdman Kulübü 1913 yılında kuruldu.

23.1913-14 Sezonunda İstanbul Ligi ve Kurulan Kulüpler

Anadoluhisarı İdman Yurdu 1913 senesinde kurulmuş bir kulübümüzdü. Kurucuları arasında İttihad ve Terakki Fırkası’nın idarecileri bulunmaktaydı ve buna bağlı olarak da kulübün gelişimi oldukça hızlı olmuştu. 1913-14 sezonundaki karşılaşmalar da Anadoluhisarı İdman Yurdu ve Bahriyeliler arasındaydı.

İstanbul Ligi’nde ilk karşılaşma Ekim ayında Galatasaray ve İstanbul Telefon Şirketi’nin futbol takımı Telefoncular arasında oynanmıştı. Telefoncular 1912 yılında kurulmuştu ve bu sezonun ortasında 1.Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte faaliyetlerine son verilecekti. II.Kümede ise lig, yine Ekim ayında Ermeni Araks ve Rum Strugglers (2.Takım) arasında yapılan karşılaşma ile başlamıştı.

İstanbul Ligi’nde Fenerbahçe şampiyonluğa ulaşırken 2 beraberlik alıp hiç kaybetmemişlerdi. Rumblers ikinci sırada yer alırken Progress ise üçüncü olmuştu. Galatasaray dördüncü olurken bu üç kulübün puanları birbirine yakındı. Beşinci sırada yer alan Strugglers altıncı karşılaşmadan sonra mavi beyaz olarak formalarını değiştirmeyi reddettiği için ligin dışında kaldı. Telefoncular da beşinci karşılaşmadan sonra ligde yer almadı. Bu iki takımın kalan karşılaşmaları 3-0 olarak tescillendi.

Bu dönemde isim karmaşası olan iki kulüp bulunmaktaydı. Galatasaray 2.takımı iken ayrı bir kulüp haline gelen 1909 kuruluşlu Progress için Union Club adı kullanılmakta ancak aynı zamanda 1908 kuruluşlu bir Union Club da vardı ki onun diğer adı da İttihad Spor Kulübü’ydü. Progress daha sonra Terakki ve Altınordu olarak adlandırılacaktı ki bu olay sezon ortasında gerçekleşmişti.

Kaynak : Bilimdili

Balkan Savaşları ve sonrasında sadece ligin genel işleyişinin yanı sıra Fenerbahçe ve Galatasaray arasında şildin aktarımı da dahil birçok problem yaşanmaya başlamıştı.

24.1913-14 Sezonunda Cuma Ligi ve Yabancı Karşılaşmalar

Bu sezon ayrıca Cuma Ligi de faaliyet gösterirken bu lige de Fenerbahçe B, Darülfünun, İstanbul Jimnastik, Anadolu İdman Kulübü, Türk İdman Ocağı, Sanayi Mektebi ve Şehremini takımları katılırken Sanayi Mektebi (Ankaragücü) şampiyonluğa ulaştı.

1914 yılında memlekete ikinci defa olarak bir yabancı takım ziyareti Bükreş Muhteliti (Karması) tarafından gerçekleşirken İstanbul Muhteliti ve Galatasaray ile oynamışlardı. Bunun dışında Galatasaray ve Fenerbahçe, Goben Zırhlısı ile Ramblers / Telefoncular / Armstrong / Vickers Muhteliti ile karşılaşmalar oynamıştı. Fenerbahçe’nin Çarlık Rusya’da Odesa ve Nikolayef’e karşılaşmalar oynamak için bir ziyareti olmuştu. Burada Shaka, Sporting, Odesa, Nikolayef takımları ile beş karşılaşma oynamışlar üç tanesini kazanıp sadece Odesa’ya 3-0 kaybetmişlerdi.

İstanbul’da son yıllarda kurulan kulüpler sırasıyla Süleymaniye Sirkeci (1911), Beylerbeyi (1911), Hilal (1912) iken 1913 yılında Yahudi cemaatinin OSG Maccabi kulübü faaliyete geçmişti. 1914 yılı 1.Dünya Savaşı’nın da başladığı yıldı. Nişantaşı, Darüşşafaka, Paşabahçe hayata geçerken Makriköy İdman Kulübü, Gürbüzler Ocağı adını almıştı. Ayrıca Beşiktaş’ta Akaretler İdmanhanesi faaliyete geçmişti.

Osmanlı döneminde kurulan kulüpleri toplu olarak listelersek

Kategori:Türkiye